16 Ekim 2013 Çarşamba

DEDEMİN TERAS KEYFİ....



Dedem..
1927 yılından bu yana biriktirdiği anılarını bir an olsun unutmayan,
anlatırken sanki o günü yaşıyormuşçasına  bazen hüzünlenen bazen coşan..

Yıllarca askerlik yaptığı için hatıralarla dopdolu olan...

Yüzmeyi, gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi,
değişik tatlar tatmayı ve yine değişik yemekler yapmayı...

Şiir yazmayı, kızmayı, hüzünlenmeyi..

Ailesini, akrabalarını, torunlarını, terasında ki üzüm asmasını,
Çiçeklerini, çiçeklerini ve hep çiçeklerini..

Ustalığı, eskiyi yenilemeyi,
Tamiri, tamiratı
Kesip biçmeyi, harç karmayı, boya yapmayı, ağaç aşılamayı
ve belki yazmayı unuttuğum daha bir çok şeyi seven.

Babamın Babası Dedem...

Belki başımızdaki en yaşlı büyük olduğu için,
Belki de  gitmesinden korktuğum için yazıyorum bu satırları..

Torunundan dedesine
Dedesinden gelecek nesillere miras olsun diye..

Torunlarının torunları unutmasın, bilsin,
Hep hatırlasın diye..

Aslında anlattığı hikayeleri yazmak isterdim.
Çocukken yaptığı haylazlıkları.
Ailesine bakabilmek için
Çocuk yaştan beri hiç durmadan nasıl çalıştığını.

Yada Babaannemle nasıl evlendiğini anlatmak isterdim size.

Bir barışık bir küs hallerini..

Ama..

Özel hayata saygı diyorum ve
Durduruyorum kalemimi saygıyla..

Onun yerine hayallerinden bahsetmek istiyorum biraz.

Geçenlerde gittim yanına
Umre hayallerinden bahsetti yine ve yeniden :)

Hayal değil ha onunkisi..

Yıllardır ara vermeden gidiyor Maşallah..

Bu yıl da gitmek için hazırlıklarını başlatmış.
Yine gözleri doldu anlatırken,
Arada sesi titredi,
Boğazı düğümlendi belli..

İnşallah bu yılda görür o güzel toprakları
Sağlığından, sıhhatinden bir şey kaybetmeden gider gelir, Hayırlısıyla..

Daha upuzun yıllar bizlerle beraber olur.
Öksüz bırakmaz sevenlerini.

Dedemin Teras Keyfi demiştim ya başlıkta.

İstanbul'un göbeğinde kaç evin terasında üzüm asması vardır acaba?





Kaç evin terası sabah akşam itinayla temizlenecek kadar kıymet görmüştür?

Güvercinlere sabah vakti yem verilir.
Aç kalan olmaz, akşama bir posta daha kalmıştır.

Çiçekler ikindi vakti sulanır.
Kış gelince seraya alınır hassas olanlar.
Güneş seven altındadır güneşin.
Yada karın..

Böceklendi mi ?
Hiç sorun değil.
Aylar önceden gidilmiştir Ziraata.
İlaç hazırdır her daim..

Komşunun gözü mü kaldı?
Küçük bir kök de ona verilir.
Aman iyi bakılmalıdır ha!
Öyle zırt pırt sulanmaz her çiçek.
Bakabilecek olana verilir.
Bakamayanlar şansına küser.


Aslında yazın yazmak vardı bu yazıyı
Rengarenk çiçeklerin fotoğraflarını çekmek bir bir.
O güzel terasta içilen çayları paylaşmak.
Yıllardır hükmünü süren salıncakta  sallanmak..

Neyse çok değil, yaza az kaldı :)
O da sözüm olsun size.
Şimdi elimdekilerle yetinme vakti.
Sonbahar çiçeklerini paylaşma vakti...


















Şimdilik bu kadar
Görüşmek üzere
Selam ve dua ile....





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder