30 Kasım 2014 Pazar

BİRAZ HUZUR...BİRAZ HÜZÜN...

 Üzerimde tarifi imkansız bir huzur var son günlerde.  Çocuklarımla ilgili sağlık problemleri vardı ve elhamdülillah hepsini atlattık. Gidip gelmeler son buldu inşaallah.  
Halimize ne kadar az şükrediyormuşuz oysa.
Oysa ne büyük hastalıklar varmış daha önce adını bile duymadığımız. 
Ne büyük acılar varmış, yüreğimiz dayanmazmış gibi gelen ama yaşayanın zamanla alıştığı...
Gözlerimizi öyle bir kapatmışız ki;
Varsa yoksa laylaylom...
Sadece başımıza gelen felaketlerden sonra açar olmuşuz ellerimizi Semaya...
Bir hamd, bir şükür... Ya da bir sadaka...
Ne zor çıkar olmuş yüreklerimizden. 
Yüreklerimiz nasır mı tutmuş yoksa ? 
Yoksa unutmuş muyuz dünya telaşesinden ahireti...

Çok değil. Bundan 4-5 ay önceydi...
Ben, bir üniversite hastanesinden çıkıyorum.
Elimde ne olduğunu bilmediğim tahlil sonuçları..
Oğluma ait.
Doktorumuz çok yoğun..
Profesör ..
En erken 1,5 ay sonrasına gün veriyorlar,  sonuçları cevaplandırabilmek için.
İçimde derin bir sızı.
Beynime üşüşen türlü senaryolar.
Tam bahçe kapısından adımımı atıyordum ki yaşlı bir amca.
Elinde mendiller,çoraplar...
Beni görüyor.  Biraz tedirgin.
Ben de duruyorum. Mendil lazım...
Ya da değil.
Ama almak Lazım. Amca yaşlı ve belli ki muhtaç.
" Hasta mısın kızım " diyor. 
Rengim solgun olsa gerek.
" Oğlum  hasta amca. Dua et." Diyorum. 
Diyebiliyorum.
Ve ardımda hayır dualarıyla yürüyorum.
O amca bilmiyor ama ben de  onu dualarımda hiç unutmuyorum.




" Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara) : Ben  çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine Karşılık veririm. O halde ( Kullarım da ) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. " ( Bakara Suresi, ayet: 186 ) 



“Bilakis yalnız Allah'a yalvarırsınız. O da (Kaldırılması için )  kendisine yalvardığınız belayı dilerse kaldırır; ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.”(Enam Suresi, ayet: 41).
( Türkiye diyanet vakfı ) 

Not: Oğlum iyi. Yazısı yakında....

Dipnot: Bu Yazıyı yaklaşık iki hafta önce yazmıştım. Fakat ben fotoğraf için mekan ayarlarken, büyük oğlumun bacağına bir ağrı saplandı ve hastane serüvenimiz tekrardan can buldu..:(
Ortopedi ve çocuk doktoru birşey bulamadı. Ağrı henüz geçmedi.. Üst baldırına kramp şeklinde vuruyor. Geçmezse araştırmaya devam :(

Dibin dibi not: Duyduğum o tarifi imkansız huzurun üzerine kar yağdı. Ama yinede bu Yazıyı yayınlamak istedim. Şimdilerde azıcık azıcık huzur doluyorum. Sanki.. *_*

Dipsiz not: farkındaysanız fotoğraf eklemedim. Hevesim kaçtı ;) 





29 Kasım 2014 Cumartesi

TAVŞAN VE OYUNCAĞI

Herkese hayırlı Akşamlar.
Uzun zamandır amigurumi yapmıyordum. Sevmediğimden ya da istemediğimden değil.
Zaman sıkıntım çok fazlaydı.. Neyse ki ufak bir boşlukta bu sevimli tavşancığı ördüm. 
Aslında yeni değil, yaklaşık üç hafta falan olmuştur sanırım. 
Paylaşmak bu güzel Cumartesi akşamına kısmetmiş..








Ördüğüm oyuncaklarda ip olarak nako pırlanta kullanıyorum. 
Hem tok duruyor  hemde tüylenme yapmıyor..
Tığ Numaram 2,5 veya 3...
Ne kadar sıkı o kadar iyi.

 Not: Yaptığım reklamdan para almıyorum. :))) 
Zaten Nako'nun haberi bile yok..
Belki bilse üç beş bişey verirdi. :D

Herkese mutlu pazarlar...
*_*





10 Kasım 2014 Pazartesi

Nerelerdeyim ?

Herkese hayırlı haftalar. 
Uzun zamandır buralarda yoktum. Yokluğum farkedildi mi bilemiyorum. Sanırım edilmemiştir. Neyse sorun değil. Aslında sürekli bloga girip baktım ne var ne yok diye ama gelin görün ki tek kelime yazamadım. Ne yazacaktım ki ? 
Gözlerim bozuktu ve bir süredir kitap okuyamıyordum. Hoş okuduğum ve kendi çapımda yorumlayacağım bir sürü kitap vardı beklemekte ama ne bileyim yazamadım işte. Bir haftadır gözlük kullanıyorum :) hala alışamadım. Olsun. Zamanla alışırım. 
Şimdilerde iki yarım kalmış  kitap.. Okunmayı bekliyor.
Bir yarım kalmış  örgü oyuncak.. Örülmeyi  bekliyor.
Bir yarım kalmış  oğluma süveter.. Biran önce Örülmeyi bekliyor..
Ve birde henüz başlayamadığım ama bugün yarın başlamam gereken yağlı boya tablom var...

Haa bu arada birde kırmaya asla kıyamadığım insanlar var hayatımda çok şükür. :)

Istekler bitmiyor. Oğluma göre ben örgü ustasıyım. Hemen yapıp bitiririm.
Ama bitmiyor işte.

Geçen yıl başladığım ve hala bitiremediğim örümcek ağı benzeri bir süveterden hiç ama hiç bahsetmiyorum tabi.

Ya da yine geçen yıl aldığım ama bir türlü kullanamadığım örgü iplerinden.

Ya da o kadar istememe rağmen bu yıl TÜYAP kitap fuarına gidemememden...

Anlayacağınız isyanlardayım.
Dün Kiler Markete gittim ve üç yeni kitap aldım.
Bozulan moralim azıcık düzeldi. Ama fuarın yerini tutmaz elbet. Kolay mı? Sen bir yıl bekle hayaller kur sonra da gideme. Ne büyük hezimet. Olsun. Kısmet. 

Gün olur devran döner, keser döner sap döner.. *_* ne alakaysa..
Zannımca bu hezimet bana ağır geldi.
Off !
Off ki ne offfffff .....

Yani sonuç olarak  kendime büyükçe  bir not düşüyorum. 

1- asla sonunda üzüleceğin hayaller kurma 
2- herkese tutamayacağın  sözler verme.
3- söz veriyorsan da bir zahmet kendini sık yerine getir.
4- 'hayır' Demeyi öğren.
5- internetten kitap siparişi vermek için okkalı bir liste yap.
6- öncelikle yarım işlerini bitir sonra yenilerine başla.
7- e bi zahmet kalk da şu yarım tavşanı ör! 


Ben kaçar arkadaşlar yarım işler beni bekler :))